Yıl: 2010 Ay: 4 Cilt: 8 Normal Sayı 1
Orijinal Makale
Yıl: 2010
Ay: 4
Cilt: 8
Normal Sayı 1
585 kez görüntülendi
Geliş Tarihi
Kabul Tarihi
Rh Hemolitik Hastalığında İntrauterin Transfüzyonun Neonatal Sonuçlara Etkisi - Özgün Araştırma
Merih Çetinkaya;
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilim Dalı, Bursa
Hilal Özkan;
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilim Dalı, Bursa, Türkiye
Nilgün Köksal;
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilim Dalı, Bursa
Handan Akkuş;
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Onkoloji Bilim Dalı, Bursa
Yalçın Kimya;
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Bursa, Türkiye
Yazışma Adresi
Merih Çetinkaya;
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilim Dalı, Bursa
Özet

ÖZET
Giriş: Bu çalışmanın amacı Rh hemolitik hastalığı olan yenidoğanların hemolitik hastalığın şiddetine (hafif, orta ve ağır) ve intrauterin transfüzyon (İUT) uygulanmasına göre postnatal kan değişimi, fototerapi uygulanma ihtiyacı ve neonatal anemi şiddeti açısından değerlendirilmesidir.
Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya Ocak 2000 ile Kasım 2008 tarihleri arasında Rh hemolitik hastalık tanısı ile Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine yatırılan bebekler alındı. Kord kanı hemoglobin ve bilirübin düzeyleri ile retikülosit sayısı, en yüksek bilirübin düzeyi, intrauterin transfüzyon sayısı, fototerapi süresi, postnatal kan değişimi ya da eritrosit süspansiyonu ile transfüzyon gereksinimleri kaydedildi.
Bulgular: Çalışmaya toplam 44 bebek alındı. Bebeklerin ortalama gestasyonel yaşı 37,6±0,3 hafta, ortalama doğum ağırlığı 3031±53 gram idi. Bebeklerin 13’ü (%29,5) hafif, 13’ü orta (%29,5) ve 18’i (%41) ise ağır hemolitik hastalığa sahip idi. On iki (%27) bebekte İUT öyküsü mevcut olup, bu hastaların 9’unda (%75) ağır hemolitik hastalık saptandı ve bu oran İUT yapılmayan bebeklere göre anlamlı yüksekti. Benzer şekilde İUT uygulanan hastalarda postnatal kan değişimi gereksinimi de İUT yapılmayanlara göre anlamlı yüksek bulundu. İUT uygulanan ve uygulanmayan bebekler arasında fototerapi süresi, en yüksek bilirubin düzeyleri ve transfüzyon gereksinimi açısından anlamlı farklılık saptanmadı.
Sonuç: Bu çalışmada İUT uygulanan bebeklerde ağır hemolitik hastalık görülme olasılığının ve postnatal kan değişimi gereksiniminin İUT uygulanmayanlara göre daha fazla olduğu saptandı. Bu nedenle in utero şiddetli seyreden Rh hemolitik hastalığının postnatal dönemde de ağır hemolitik hastalık şeklinde ortaya çıkabileceği sonucuna varıldı. (Güncel Pediatri 2010; 8: 1-6)
Anahtar kelimeler: Yenidoğanın hemolitik hastalığı, yenidoğan, sarılık, intrauterin transfüzyon, fototerapi

SUMMARY
Introduction: The aim of this study was to evaluate the neonates with Rh hemolytic disease according to the severity of hemolytic disease (slight, moderate and severe) and the presence of intrauterine transfusion (IUT) for necessity of postnatal exchange transfusion or phototherapy application and severity of neonatal anemia.
Materials and Method: The neonates admitted to Neonatal Intensive Care Unit with Rhesus hemolytic disease between January 2000 and November 2008 were included in this retrospective study. Cord blood hemoglobine and bilirubin levels, reticulocyte count, maximum bilirubin level, number of intrauterine transfusion, duration of phototherapy, requirement of postnatal exchange transfusion or redblood cell transfusions were all recorded.
Results: A total of 44 neonates were included in the study. The mean gestational age and birth weight of infants were 37.6±0.3 week and 3031±53 g, respectively. Slight, moderate and severe hemolytic disease was determined in 13 (29.5%), 13 (29.5%) and 18 (41%) of infants, respectively. IUT was performed in 12 infants (27%) and 9 of them (75%) had severe hemolytic disease and this ratio was significantly higher compared with the infants without IUT. Similarly, requirement of postnatal exchange transfusion was also higher in infants who had IUT compared with the infants who did not have IUT. No significant difference was determined between infants with and without IUT in terms of duration of phototherapy, maximum bilirubin levels and transfusion requirement.
Conclusion: The incidence of severe hemolytic disease and postnatal exchange requirement were significantly higher in infants with IUT compared with the infants without IUT. Therefore, it is concluded that if Rhesus hemolytic disease is severe in utero, it may present as severe hemolytic disease in the postnatal period. (Journal of Current Pediatrics 2010; 8: 1-6)
Key words: Hemolytic disease, newborn, jaundice, intrauterine blood transfusion, phototherapy

Tam Metin

ÖZET
Giriş: Bu çalışmanın amacı Rh hemolitik hastalığı olan yenidoğanların hemolitik hastalığın şiddetine (hafif, orta ve ağır) ve intrauterin transfüzyon (İUT) uygulanmasına göre postnatal kan değişimi, fototerapi uygulanma ihtiyacı ve neonatal anemi şiddeti açısından değerlendirilmesidir.
Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya Ocak 2000 ile Kasım 2008 tarihleri arasında Rh hemolitik hastalık tanısı ile Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine yatırılan bebekler alındı. Kord kanı hemoglobin ve bilirübin düzeyleri ile retikülosit sayısı, en yüksek bilirübin düzeyi, intrauterin transfüzyon sayısı, fototerapi süresi, postnatal kan değişimi ya da eritrosit süspansiyonu ile transfüzyon gereksinimleri kaydedildi.
Bulgular: Çalışmaya toplam 44 bebek alındı. Bebeklerin ortalama gestasyonel yaşı 37,6±0,3 hafta, ortalama doğum ağırlığı 3031±53 gram idi. Bebeklerin 13’ü (%29,5) hafif, 13’ü orta (%29,5) ve 18’i (%41) ise ağır hemolitik hastalığa sahip idi. On iki (%27) bebekte İUT öyküsü mevcut olup, bu hastaların 9’unda (%75) ağır hemolitik hastalık saptandı ve bu oran İUT yapılmayan bebeklere göre anlamlı yüksekti. Benzer şekilde İUT uygulanan hastalarda postnatal kan değişimi gereksinimi de İUT yapılmayanlara göre anlamlı yüksek bulundu. İUT uygulanan ve uygulanmayan bebekler arasında fototerapi süresi, en yüksek bilirubin düzeyleri ve transfüzyon gereksinimi açısından anlamlı farklılık saptanmadı.
Sonuç: Bu çalışmada İUT uygulanan bebeklerde ağır hemolitik hastalık görülme olasılığının ve postnatal kan değişimi gereksiniminin İUT uygulanmayanlara göre daha fazla olduğu saptandı. Bu nedenle in utero şiddetli seyreden Rh hemolitik hastalığının postnatal dönemde de ağır hemolitik hastalık şeklinde ortaya çıkabileceği sonucuna varıldı. (Güncel Pediatri 2010; 8: 1-6)
Anahtar kelimeler: Yenidoğanın hemolitik hastalığı, yenidoğan, sarılık, intrauterin transfüzyon, fototerapi

SUMMARY
Introduction: The aim of this study was to evaluate the neonates with Rh hemolytic disease according to the severity of hemolytic disease (slight, moderate and severe) and the presence of intrauterine transfusion (IUT) for necessity of postnatal exchange transfusion or phototherapy application and severity of neonatal anemia.
Materials and Method: The neonates admitted to Neonatal Intensive Care Unit with Rhesus hemolytic disease between January 2000 and November 2008 were included in this retrospective study. Cord blood hemoglobine and bilirubin levels, reticulocyte count, maximum bilirubin level, number of intrauterine transfusion, duration of phototherapy, requirement of postnatal exchange transfusion or redblood cell transfusions were all recorded.
Results: A total of 44 neonates were included in the study. The mean gestational age and birth weight of infants were 37.6±0.3 week and 3031±53 g, respectively. Slight, moderate and severe hemolytic disease was determined in 13 (29.5%), 13 (29.5%) and 18 (41%) of infants, respectively. IUT was performed in 12 infants (27%) and 9 of them (75%) had severe hemolytic disease and this ratio was significantly higher compared with the infants without IUT. Similarly, requirement of postnatal exchange transfusion was also higher in infants who had IUT compared with the infants who did not have IUT. No significant difference was determined between infants with and without IUT in terms of duration of phototherapy, maximum bilirubin levels and transfusion requirement.
Conclusion: The incidence of severe hemolytic disease and postnatal exchange requirement were significantly higher in infants with IUT compared with the infants without IUT. Therefore, it is concluded that if Rhesus hemolytic disease is severe in utero, it may present as severe hemolytic disease in the postnatal period. (Journal of Current Pediatrics 2010; 8: 1-6)
Key words: Hemolytic disease, newborn, jaundice, intrauterine blood transfusion, phototherapy


Giriş

Fetus ve yenidoğanın Rh hemolitik hastalığı, plasentadan geçen maternal özgül IgG Rh otoantikorlarının eritrositlere bağlanarak progresif fetal hemoliz ile sonuçlandığı klinik tablodur. Rh negatif bir anne, fetomaternal hemoraji yolu ile Rh pozitif bebeğinin RhD antijenlerine maruz kalması sonucu Rh izoimmünizasyonu gelişimi açısından risk altında kalmaktadır (1). İlk yanıt zayıf olup, esas olarak plasentayı geçemeyen IgM antikorları ile olmaktadır. İkinci kez Rh pozitif eritrositlere maruz kalınması durumunda ise plasentayı geçen IgG antikorları ile yanıt oluşmakta ve fetal anemi, hidrops fetalis ve tedavi edilmemesi durumunda intrauterin fetal ölüm ile sonuçlanmaktadır (2,3). İzoimmünizasyon esas olarak ikinci veya daha sonraki Rh-pozitif gebeliklerde oluşmaktadır. İmmün profilaksi uygulanmaması durumunda Rh-negatif anneden doğan Rh-pozitif bir bebekte %16 oranında Rh izoimmünizasyonu gelişim riski mevcuttur (4).
Antenatal ve postnatal anti-D immunoglobulin uygulaması ile Rh hemolitik hastalığı insidansı azalmaktadır. Günümüzde her 1000 canlı doğumda 1-6 oranında görüldüğü bildirilmektedir (5). Alloimmünizasyon bir kez oluştuktan sonra fetus anemi açısından risk altında kalmaktadır. Fetal anemi non-invaziv olarak orta serebral arter ölçümü ile monitorize edilmekte ve gerektiğinde intrauterin transfüzyon (İUT) uygulanabilmektedir. Dikkatli bir monitorizasyon ve uygun zamanlarda gerçekleştirilen transfüzyonlar ile gebelik 37-38. haftaya kadar getirilmeye çalışılmaktadır. İUT uygulamaları ile anemisi olan fetusların sağ kalım oranları belirgin olarak artmıştır. Yenidoğan bebeklerde de hemolize bağlı sarılık ve anemi riski mevcuttur (5).
Rh hemolitik hastalığı olan bebeklerin postnatal izlem sonuçları ile bu bebeklerdeki in utero etkilenme derecesi ile postnatal komplikasyonları karşılaştıran sınırlı sayıda çalışma mevcuttur (5,6). Bu çalışmanın amacı immünize Rh hemolitik hastalığı olan yenidoğanların hemolitik hastalığın şiddetine (hafif, orta ve ağır) ve intrauterin transfüzyon uygulanmasına göre postnatal kan değişimi, fototerapi uygulanma ihtiyacı ve neonatal anemi şiddeti açısından değerlendirilmesidir.

Gereç ve Yöntem

Bu retrospektif çalışmaya Ocak 2000 ile Kasım 2008 tarihleri arasında Rh hemolitik hastalık tanısı ile Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine yatırılan gestasyon yaşı ≥36 hafta olan ve hastanemizde doğurtulan bebekler alındı. Perinatal asfiksisi (5. dakika Apgar skoru <7 ve solunum, kardiyak yetmezlik, anüri gibi çoklu organ yetmezliği olanlar), sepsis ve Rh dışı hemolitik hastalığı olan yenidoğanlar çalışma dışında bırakıldı.
Tüm bebeklerin cinsiyet, gestasyon yaşı, doğum ağırlığı, doğum şekli, 1. ve 5. Apgar skorları ve maternal özellikleri kaydedildi.
Obstetrik kayıtlardan orta serebral arter ölçümleri ve İUT sayısı elde edildi. İUT daha önceden tanımlandığı şekilde gerçekleştirildi (7). İndirekt Coombs testi ile birlikte fetüste hidrops bulgularının varlığı, orta serebral arter tepe akım hızının (MCA PSV) 1,5 MoM’un üzerinde ölçülmesi ve amniyotik sıvının spektrofotometredeki delta OD değerinin Liley şemasında orta zonun 1/2 yukarı kesimi veya üst zonda bulunması perkutan umblikal fetal kan örneklemesi endikasyonlarını oluşturmuştur. Fetal kan örneklemesinde hemoglobin düzeyinin 9 g/dl’nin altında bulunması durumunda 0 Rh(-), %75-85 hematokritli eritrosit süspansiyonu ile ilk intrauterin transfüzyon gerçekleştirildi. Sonraki transfüzyonlarda fetüsün kan grubu ile aynı ancak Rh negatif eritrosit süspansiyonları hazırlandı.
Fetal kan örneklemesi ultrasonografi (Toshiba 140A SSH 3,75 MHz curvilineer probe, GE Logiq 3,5 MHz curvilineer probe) eşliğinde, serbest el tekniği ile 20 no’lu spinal iğne kullanılarak yapıldı. Fetal kan örneklemesi ile ilk transfüzyon aynı girişimde yapıldı ve transfüzyon yapılacak olgularda intravasküler verküronyum (0,1 mg/kg tahmini fetal ağırlık) ile fetal paralizi sağlandı. Transfüzyon yapılacak olan kan miktarı hesaplanarak, intrauterin transfüzyon işlemi 10 ml/dk infüzyon hızında eritrosit süspansiyonu verilerek gerçekleştirildi. Ulaşılmak istenilen hematokrit düzeyi %40-50 olarak kabul edildi. Hidrops fetalis bulunan olgularda hesaplanan kan miktarının yarısı verildi. Transfüzyona hesaplanan kan miktarı tamamlanana kadar devam edildi. Ancak, fetüste persistan bradikardi, fetüsün umblikal kordunda hematom veya umbilikal kordondan belirgin ekstravazasyon oluşması durumunda işleme son verildi. İşlem sonrası tek doz proflaktik antibiyotik uygulanarak fetüs 24 saat yakın monitorize edildi. Bir sonraki transfüzyon zamanı, seri MCA PSV dikkate alınarak ve/veya tahmini hematokrit düşüşü günde %1 varsayılarak belirlendi. Son intrauterin transfüzyon 35. haftada gerçekleştirildi. Annelere intravenöz immünoglobulin tedavisi uygulanmadı.
Gebelikte fetal hemolitik hastalık açısından risk altındaki gebelerde fetal monitörizasyon uygulanmış olup orta serebral akım ölçümü ile takip edilmişlerdir. İUT gereksinimi gebeliğin terme ulaşmasına olanak sağlayacak şekilde 34-35 haftaya kadar devam edilmiştir. İUT uygulanmayan hastalar için ise neonatal hemolitik hastalık tanısı annede indirekt Coombs ve bebekte direkt Coombs testi pozitifliği ve yaşamın ilk 4 saati içinde sarılığın ortaya çıkması ile konuldu.
Tüm olguların doğumda kord kanı hemoglobin (Hb), total bilirübin (TB) ve retikülosit düzeyleri bakıldı ve kord Hb değeri <12gr/dl veya TB> 4mg/dl olan bebekler ağır, Hb≤14gr/dl veya TB<4mg/dl olan bebekler orta, Hb>14 gr/dl ve TB<4 mg/dl olan bebekler hafif hemolitik hastalık olarak değerlendirildi (8). Ağır hemolitik hastalığı olan, izlemde ilk 6 saatte saatlik bilirubin artışı ≥0,5 mg/dl’nin, sonraki 18 saatte >1mg/dl’nin üzerinde olan olgulara çift volum ile kan değişimi uygulandı. Tüm bebeklere yatış anında 0,5 gr/kg dozunda intravenöz immun globulin tedavisi verildi ve ağır olgularda gerekli olduğunda tekrarlandı. Fototerapi 440-460 nm boyunda mavi ışık fototerapi cihazları ile uygulandı. Olgulara klinik ve laboratuvar bulgulara göre gerektiğinde yoğun fototerapi verildi. Tüm hastalarda en yüksek TB düzeyleri, fototerapi süresi, kan değişimi sayısı ve eritrosit süspansiyonu ile transfüzyon sayısı kaydedildi. Eritrosit transfüzyonu izlemde Hb<10 gr/dl olması durumunda uygulandı. Postnatal transfüzyon gereksinimi açısından olgular ilk 3 ay boyunca hemoglobin değerlerine göre takip edildiler.
Hemolitik hastalığın ağırlık derecesine göre olgular demografik özellikleri, İUT öyküleri ve postnatal izlem sonuçları bakımından karşılaştırıldı.
İstatistiksel incelemede SPSS 16.0 programı ile Chi-Square ve Mann-Whitney testleri kullanıldı ve p<0,05 anlamlı olarak kabul edildi.

Bulgular

Çalışmaya 29 erkek, 15 kız olmak üzere toplam 44 bebek alındı. Bebeklerin ortalama gestasyonel yaşı 37,61±0,30 hafta, ortalama doğum ağırlığı 3031, 14±53 gram bulundu. Bebeklerin 13’ü hafif, 13’ü orta ve 18’i ise ağır hemolitik hastalığa sahip idi. Hafif, orta ve ağır hemolitik hastalık grupları arasında karakteristik özellikler bakımından anlamlı farklılık saptanmadı (Tablo 1).
İUT uygulanan ve uygulanmayan olgular cinsiyet, doğum şekli ve 1. ve 5. Apgar skorları gibi karakteristik özellikleri bakımından karşılaştırıldığında, gruplar arasında anlamlı farklılık olmadığı görüldü. Gebelik sayısı İUT uygulanmış olan grupta daha fazla idi ancak farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (Tablo 2).
On iki bebekte (%27) İUT öyküsü mevcuttu ve bu hastaların 9’unda (%75) ağır hemolitik hastalık bulunmakta idi ve bu oran İUT yapılmayanlara göre anlamlı yüksekti (p=0,04). İUT uygulanan hastalarda ortalama kord kanı Hb değeri 11,4±2,1 gr/dl bulundu ve bu değerin İUT uygulanmayan hastalara göre anlamlı olarak daha düşük olduğu görüldü (p=0,03). Benzer şekilde kord kanı TB düzeyleri de İUT uygulanmış olan olgularda, İUT yapılmamış olan olgulara göre anlamlı olarak yüksek bulundu (p=0,02). Postnatal dönemde toplam 21 bebeğe kan değişimi uygulandı. Bunlardan 12 tanesine 1 defa kan değişimi uygulanırken, 6 tanesine 2, 1 tanesine 3 ve 1 tanesine de 6 kere kan değişimi uygulandı. İUT yapılan olguların, İUT yapılmayan olgulara göre anlamlı derecede daha yüksek oranda kan değişimine ihtiyaç duydukları görüldü. İUT uygulanan ve uygulanmayan hastalar arasında fototerapi süresi ve en yüksek TB düzeyi ve postnatal transfüzyon sayısı açısından anlamlı farklılık saptanmadı (Tablo 3).

Tartışma

Profilaktik anti-D uygulaması ile Rh hemolitik hastalığının sıklığı giderek azalmıştır ve 1977 yılında 18,4/100000 oranında görülürken, 1990 yılında 1,3/100000 gibi bir oranda görüldüğü bildirilmiştir (9,10). Ancak antenatal ve postnatal immunoglobulin uygulaması ile prevalansı azalmış olmasına rağmen, Rh alloimmünizasyonuna bağlı hemolitik hastalık günümüzde hala önemli bir perinatal morbidite ve mortalite nedeni olmaya devam etmektedir (11-14).
Rh hemolitik hastalığı hafif anemi ve sarılık ile seyreden, hafif hemolitik hastalık şeklinde seyredebileceği gibi, ağır anemi ve buna bağlı hidrops fetalis ve ölümle sonuçlanabilen ağır hemolitik hastalık şeklinde seyredebilir. Bu nedenle riskli bebeklerin antenatal ve postnatal takibi önemlidir. Günümüzde invaziv olmayan bir yöntem olan Doppler ultrason ile orta beyin arter tepe sistolik hızı ölçümü yapılarak fetal aneminin şiddeti belirlenmekte ve gerekli olgularda İUT uygulanmaktadır (15).
Rh hemolitik hastalığı olan bebeklerde intrauterin hastalığın şiddeti ile postnatal gelişen anemi ve sarılık şiddetinin değerlendirildiği çok az sayıda çalışma mevcuttur (6,14,16). Bu çalışmada 8 yıllık sürede başta şiddetli intrauterin hemolizi olan ve İUT uygulanan bebekler ile İUT gereksinimi olmayan bebeklerin kayıtları incelenerek, bu bebeklerdeki postnatal sonuçlar, sarılığın şiddeti ile tedavi ihtiyaçları karşılaştırıldı.
Bu çalışmada İUT uygulanan hastalarda ağır hemolitik hastalık görülme oranının ve postnatal kan değişimi gereksiniminin İUT uygulanmayanlara göre daha fazla olduğu saptandı. İUT, sıklıkla fetal anemiye neden olacak kadar şiddetli hemolizin olduğu bebeklerde uygulanmaktadır (6). Çalışmamızda elde ettiğimiz sonuçlar, intrauterin dönemde İUT uygulanmasını gerektirecek kadar şiddetli seyreden Rh hemolitik hastalığının postnatal dönemde de ağır hemolitik hastalık şeklinde seyrettiğini ve kan değişimi ihtiyacının bunlarda daha fazla olduğunu düşündürmektedir. Literatürde bu konu ile ilgili sınırlı ve çelişkili bilgi mevcuttur. DeBoer ve ark. (6), 89 bebeği içeren ve 52 tanesine en az 1 kez İUT uyguladıkları çalışmalarında, İUT uygulananlarda postnatal kan değişimi oranının %71 iken, İUT uygulanmayanlarda %65 olduğunu ve gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmadığını bildirmişlerdir. Aynı çalışmada, İUT uygulanan gruptaki bebeklerin postnatal dönemde daha fazla sayıda eritrosit transfüzyonuna ihtiyaç duydukları saptanmış olup, İUT transfüzyon uygulanan bebeklerde postnatal dönemde hala yoğun neonatal tedaviye ihtiyaç gösterdikleri sonucuna varmışlardır. Çalışmamızın sonuçları bu bulgu ile uyumludur. Ancak, Gobalakichenane ve ark.’ın (16), retrospektif çalışmalarında, 28 bebekte Rh hemolitik hastalığı saptanmış olup, 6 hastaya İUT uygulandığı ve bunlardan sadece 1 bebeğe (%17) postnatal kan değişimi gerektiği bildirilmiştir. Aynı çalışmada İUT uygulanmayan 22 bebek olduğu ve 6’sında (%27) postnatal kan değişimi olduğu bildirilerek, antenatal tedavi nedeni ile postnatal dönemde kan değişiminin azaldığı sonucuna varılmıştır. Bu çalışmalar arasındaki farklılıklar hasta sayılarındaki ve çalışma kriterlerindeki farklılıklara bağlı olabilir.
Çalışmamızda postnatal dönemde fototerapi uygulanma süresi açısından İUT uygulanma oranları açısından farklılık saptanmamıştır. Gobalakichenane ve ark. (16), IUT uygulanması ile fototerapi uygulanma süreleri açısından farklılık saptanmadığını bildirmişlerdir. Benzer şekilde DeBoer ve ark. (6) da IUT uygulanan ve uygulanmayan annelerden doğan bebeklerin postnatal dönemdeki fototerapi süreleri açısından farklılık saptamamışlardır (3,8’e 5,1 gün). Craig ve ark. (14) da retrospektif olarak düzenledikleri çalışmalarında, immünize Rh uygunsuzluğu ile doğan 76 bebekten 59 tanesinde (%77,6) hastaneye yatış gerektiğini ve bunlardan 55 tanesine fototerapi gerektiğini bildirmişlerdir.
 Çalışmamızda olguların izlemdeki kan transfüzyon gereksinimi ve sıklığı değerlendirildiğinde İUT yapılmış grupta, İUT yapılmamış gruba göre yaklaşık 2 kat daha fazla sayıda transfüzyon uygulandığı görüldü, ancak bu farklılık anlamlı bulunmadı. Benzer şekilde DeBoer ve ark. (6) çalışmasında da İUT uygulanan gruptaki olguların, İUT uygulanmayan olgulara göre istatistiksel anlamlı olacak şekilde daha yüksek oranda kan transfüzyonuna ihtiyaç duydukları saptanmıştır.

Sonuç

Çalışmamızdaki bulgulara göre in utero şiddetli seyreden ve İUT uygulanma gereksinimi olan Rh hemolitik hastalığının postnatal dönemde de ağır hemolitik hastalık şeklinde ortaya çıkabileceği ve daha fazla oranda postnatal kan değişimine gerek duyulabileceği ancak postnatal fototerapi süresi ve transfüzyon gereksinimi açısından farklılık oluşturmadığı sonucuna varıldı. Bu konuda daha net yorumlar yapabilmek için daha fazla sayıda hastayı içeren daha geniş çalışmalara ihtiyaç vardır.

Yazışma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Merih Çetinkaya Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Neonatoloji Bilim Dalı, Görükle, Bursa, Türkiye Tel.: +90 224 295 04 47 Faks: +90 224 442 81 43 E-posta: drmerih@yahoo.com Geliş Tarihi/Received: 23.11.2009 Kabul Tarihi/Accepted: 06.01.2010

Kaynaklar

1. Harkness UF, Spinnato JM. Prevention and management of RhD isoimmunization. Clin Perinatol 2004;31:721-42.
2. Bowman JM. Hemolytic disease (erythroblastosis fetalis). In: Creasy RK, Resnik R (eds). Maternal-fetal medicine. 4nd edition. Philadelphia: 7 WB Saunders; 1999. p. 736-67.
3. Moise Jr KJ. Management of Rhesus alloimmunization in pregnancy. Obstet Gynecol 2002;100:600-11.
4. Bowman JM. Controversies in Rh prophylaxis: who needs Rh immune globulin and when should it be given? Am J Obstet Gynecol 1985;151:289-94.
5. Moise Jr K. Management of Rhesus Alloimmunization in Pregnancy. Obstetrics and Gynecology 2002;100:600-11.
6. De Boer IP, Zeestraten ECM, Lopriore E, van Kamp IL, Kanhai HH, Walther FJ. Pediatric outcome in Rhesus hemolytic disease treated with and without intrauterine transfusion. Am J Obstet Gynecol 2008;198:54.e1-4.
7. Kimya Y, Bülbül M, Altun O, Cengiz C. İntrauterin transfüzyonlarla tedavi edilen RhD alloimmünize gebeliklerin ve perinatal sonuçların değerlendirilmesi. TJOD Derg 2009;6:178-84.
8. Narlı N. İmmun Hidrops Fetalis. In: Yurdakök M, Erdem G (eds). 2’inci baskı. Ankara: Alp Ofset; 2004. p. 76-9.
9. Howard H, Martlew V, McFadyen I, Clarke C, Duguid J, Bromilow I. Consequences for fetus and neonate of maternal red cell allo-immunisation. Arch Dis Child Fetal Neonatal Ed 1998;78:62-6.
10. Clarke CA, Hussey RM. Decline in deaths from Rhesus haemolytic disease of the new-born. J R Coll Physicians Lond 1994;28:310-1.
11. van Kamp IL, Klumper FJ, Meerman RH, Oepkes D, Scherjon SA, Kanhai HH. Treatment of fetal anemia due to red-cell alloimmunization with intrauterine transfusions in the Netherlands, 1988-1999. Acta Obstet Gynecol Scand 2004;83:731-7.
12. van Kamp IL, Klumper FJ, Bakkum RS. The severity of immune fetal hydrops is predictive of fetal outcome after intrauterine treatment. Am J Obstet Gynecol 2001;185:668-73.
13. Bowman JM. The prevention of Rh immunization. Transfus Med Rev 1988;2:129-50.
14. Craig S, Morris K, Tubman T, Mcclure B. The fetal and neonatal outcomes of Rhesus D antibody affected pregnancies in Northern Ireland. Ir Med J 2000;93:17-8.
15. Mari G, Deter RL, Carpenter RL, Rahman F, Zimmermann R, Moise KJ Jr et al. Noninvasive diagnosis by Doppler ultrasonography of fetal anemia due to maternal red-cell alloimmunization. Collaborative Group for Doppler Assessment of the Blood Velocity in Anemic Fetuses. N Engl J Med 2000;342:9-14.
16. Gobalakichenane P, Lardennois C, Gale`ne-Gromez S, Brossard V, Marpeau L, Verspyck E et al. Perinatal management and neurological outcome of infants with Rhesus hemolytic disease. Gynecol Obstet & Fertil 2008;36:984-90.

2012 © Galenos Yayınevi | Her Hakkı Saklıdır. Gizlilik Bildirimi | Erişilebilirlik